hödö-hödö etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hödö-hödö etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Bir projem var!
Ömer Faruk21 Temmuz 2014 Pazartesi 0 yorum

Övülmeyi pek sevmem. Yaptığım işler de pek iyi değildir. Hiç çok para kazanmadım. Üç beş kuruş, cebimde şıngırdayacak kadar. Eğer sigara içiyor olsaydım, kesin hepsini Camel'a yatırırdım. Neden Camel bilmiyorum ama bir de orta kahve ısmarlayacak biri lazım bana. Ama sonra hemen gitmeli. Dumanı iyice çekip, kahveden bir yudum alıp güzel güzel düşünmem lazım. Yeni bir projem var. Bir blog daha açacağım.

Sevdiğim kız pek pas vermiyor. Hiç konuşamıyoruz, böyle şeylerden hoşlanmaz. Ben her zaman olduğu gibi gözlerine bakamıyorum pek. Saçlarıyla oynuyorsa heyecanlıdır. Karşılıklı kekeliyoruz, çok iyi anlaşıyoruz biz. Babası imam. Ben de müezzinlik yapabiliyorum, yarım yamalak da olsa. Facebook kapağına koreli çocukları koymuş. Deli oluyorum bu korelilere. Acaba ona da anlatsam mı yeni blogumu. Yok yok, ilk yayınla süpriz yaparım belki.

Tercih sonuçları açıklanmadı henüz. Hukuk kazanamayacağım kesin. Kendime uygun farklı bir bölüm buldum, ya da kendimi öyle avutuyorum. Aşırı zeki olduğum söylenemez, çok fazla çalıştığım da... Ama yine de bazen böyle olmaması lazımdı gibi geliyor, ya da, neyse... Hem sonuçlar açıklanınca yeni bir projeye başlayacağım. Bir blog daha açacağım.

Filistin'de çocuklar ölüyor. Ben öğlene kadar uyuyorum. Sonra iki üç bölüm dizi çakıyorum. İftar yapıp, elim göbeğimde koltuğa atıyorum kendimi. Bazen kendimden utanıyorum. Ama her gün akşam yedide geçiyor. Haberleri açıyor ve ülkemiz siyasilerinden tiksiniyorum. Doğu Türkistan'da da çocuklar ölüyor, ben yine öğlene kadar uyuyorum. Ama sadece ramazanda. İyi ki yalnız bir ay. Onlar ölüyor ben çok uzaklarda bağırıyorum. Pek duyan olmuyor. Yeni bir projem var onda çocuklara çokça yer vereceğim. Bir blog açacağım ve tepesine kocaman yazcağım; "Hepinizi gamzelerinizden öpüyorum".

...

Yeni bir blog projem var. En kısa zamanda aktif çalışmalarına başlayacağız. Ancak yapım aşaması çok kısa sürmeyecek. Yıllardır hayalini kurduğumuz işe başlama vakti geldi.

14 Ekim 2013 Pazartesi

Fanfare Orkestrası
Ömer Faruk14 Ekim 2013 Pazartesi 0 yorum


Efendim tamamen kişisel blog olarak kullanmayalım blogu, isminin hakkını verelim arşivlemeye de el atalım arada diye düşünerek "yeni yayın oluştur" dedim. Aude Picault tarafından yapılmış, arşivlik bir animasyon buldum size. Can sıkıntısına birebir. Yapan arkadaşları tebrik etmek lazım çok güzel, çok hödö hödö bir şey olmuş. Neyse lafı fazla uzatmdan sizleri orkestramız ile baş başa bırakayım.





Bu yazının şarkısını kendiniz yapın ;)

4 Ekim 2013 Cuma

Bitirdin Beni YGS
Ömer Faruk4 Ekim 2013 Cuma 0 yorum

Herkese merhaba.
Artık aksatmayacağım blogu, düzenli yazacağım dedim gene olmadı. Ama ben ne yapayım. Okuldan çıkıyorum dershaneye gidiyorum. Akşam, bitmiş bir halde yurda geliyorum. Bu sene bu şekilde gidecek artık. Neyse anlatacaklarım var.
Şu sıralar gerçekten çok bunaldım. Ygs ile falan uğraşmayıp 2014'ün başında basıp askere gidesim var. Hem dokunamaz kimse bana. 1, 5 yıl askeriye dışında dokunulmaz olurum. Ama gel gelelim askerden sonra ne olacak. Kızlar şanslı bence. En kötü evlen, ev hanımı ol. Hazırlıklar da nasıl gidiyor hiç bilmiyorum. Çalışıyorum ama ne kadar iyi, ne kadar eksik bilmiyorum. Geçen dershanede denemde eşit ağırlıklarda 5. olmuşum. Ama 80 netim var. Şimdi 5.liğe mi sevineyim, 80 nete mi üzüleyim bilemedim. Ben en iyisi kendime üzüleyim. Kendinle yarış, başkalarıyla değil der bi hocam hep. Öyle yapayım.

Kitap da okuyamıyorum adam akıllı iyice sinirim bozuluyor. Elimdeki kitabı 1 aydır biteremedim. Yazı falan da yazamıyorum. Bir tek blog. -Genel blogum var birde. O da 700 binlerden 3, 5 milyona gerilemiş alexa.-
 Deneme falan yazarım normalde. Bu sıralar hepten salladım. Ama dergi çıkacak yakında o zaman hiç değilse oraya düzenli yazarım. Ne dergisi diyeceksiniz. 10 kadar arkadaş bir dergi çıkarıyoruz. Tamamen kendi imkanlarımız ile. 2 haftada bir yayınlanıyor. 200 baskı falan yapıyoruz. İşte bu derginin koordinatörlüğünü yapıyordum, aynı zamanda da yazarıydım. Bu sene koordinatörlüğü bıraktım ancak yazmaya devam edeceğim. Geçen gün şiir yazdım bir tane. Normalde şiir yazmam pek. İkinci şiirim bu. Ama sanırım bir süre şiir yazacağım. Hem sardı hem de güzel oldu gibi geldi. Ben serbest nazım yazıyorum ama dergi de hece ile yazan arkadaşlar da var. Serbest bana daha özgürce geliyor. Bi kaç denememi falan paylaşacağım burada yakında.
Konu nerelere geldi, Ygs'ye sitem ederken. Neyse, sevgili okur. Artık bırakmam gerekiyor. Zira soru çözmem gerek. Pazar yine deneme var.
Kendinize iyi davranın...

27 Temmuz 2013 Cumartesi

GırGır Varsa Dırdır Yoktur!
Ömer Faruk27 Temmuz 2013 Cumartesi 0 yorum



Tacettin Hiçyılmaz ismini duydunuz mu hiç? Belki haberlerde denk gelmişsinizdir şu günlerde. Hayatını kaybbeti. Kim miydi Tacettin Hiçyılmaz? GırGır süpürgelerinin kurucusu. GırGır'ın bir marka olduğunu hiç düşünmemişsinizdir belki de.
   Aynı zamanda Göztepe Kulübününde eski başkanlarından olan Tacettin Hiçyılmaz, 1960'lı yıllarda mekanik süpürgeyi Türkiye'ye getiren ilk kişi olmuş ve seri üretimine başlamıştı. Gırgır adını verdiği bu süpürge hemen hemen her eve girmiş, milyonlarca satmıştı. Zaten İzmir'in önemli iş adamlarından olan Hiçyılmaz, bu ürününden de oldukça iyi para ve itibar kazandı. Öyle ki İzmir Gaziemir'de açılan Gırgır fabrikasının açılışına İzmir Valisi Namık Kemal Şentürk'ten Amerika Birleşik Devletleri İzmir Konsolosu G. Lewis Schmidt'e kadar çok önemli konuklar katılmıştı.
   Uzun süre evlerimizden eksik olmayan bu alet, elektrikli süpürgelerin ortaya çıkmasıyla gördüğü ilgiyi kaybetmeye başladı. Üretim azaldı. 1994 krizi ile de fabrika kapandı. Ancak Tacettin Hiçyılmaz zaten iyi bir işadamıydı ve bu yatırımından da iyi para kazanmıştı. Farklı sektörlerde iş hayatına devam etti.
   Gırgır süpürgelerinin reklamları da oldukça ilginç. Uzun ve ünlü aktörler ile çekilen reklamlar Yeşilçam'a nispet yapar nitelikte. Bazen gelin kaynana, bazen karı koca arasında geçen tartışmaları Gırgır çözerdi her zaman. Sloganı ise "Gırgır olan evde dırdır olmaz!" idi.
   Eminim ki seninde evinde bu aletten varmıştır bir zamanlar sevgili okur. Bu yüzden bu resimleri ve videoları sana armağan ediyorum. Arşivlerden buldum getirdim.

Gaziemir Fabrikası Açılışı




Reklamlar

 





17 Temmuz 2013 Çarşamba

Ramazan'ın Tv Klişeleri
Ömer Faruk17 Temmuz 2013 Çarşamba 0 yorum


Televizyon kanalları bazı klişeler oluşturmuş kendine her ramazan önümüze seriyorlar sevgili okur. "Ramazan geldiğine göre şu haberler başlar yakında" demişsindir sen de eminim. İşte bu klişeleri derledim. Aklıma gelen her klişeyi eklemeye çalıştım ama yine de unuttuğum bir şey varsa hatırlatmayı unutma sevgili okur.

1) Esnaf Odalarının Ramazanda Zam Yok/Var Açıklaması

Esnaf odaları her ramazan açıklama yapar. "Bu ramazanda pideye 30 kuruş zam" Ya da hiçbir yoğurtçu zam yapmayacak. "Bizde oh zam yok" "Hayda gene mi zam lan" diye yorumlar dururuz. Mesela bu ramazan pidenin gramı düştü fiyatı arttı. Bu nasıl iş arkadaş.




2) Haber Kanallarının Pazar Yoklaması

Haber kanalları ramazandan önce illaki bir pazar haberi yaparlar. Domatestir, patatestir, bilimum meyve sebze ne varsa pazarcılardan fiyatları öğrenirler. Sonra halk ile pazar fiyatlarının kritiğini yaparlar. Bağıran, ilginç şarkılar söyleyen pazarcıları da aralara sıkıştırıp dururlar. He bir de unutmadan pazardaki teyzelerin poşetlerine bakarlar "Ne aldınız bakabilir miyiz?"



3) Kalabalık İftar Sofralı Kola Reklamları

Her ramazan aynı reklamlar. Koca bir masa, masada bir sürü insan ve vazgeçilmez X Kolası... Arkadaş ben hiç iftar sofrasında vazgeçilmez şeyin kola olduğu bir aile görmedim. Bilakis bizim kültürümüzde yemekle kola içmek falan öyle yaygın değildir ki. Yemekten sonra içilir içilecekse. Ama ne yalan söyleyeyim en güzel ramazan reklamlarını da bunlar yapıyor.




4) Davulcu Seçmeleri Haberi

"Davulcu seçmlerinde kıyasıya rekabet". Çok duyduğumuz haberlerden. Davulcuyu iyi seçmek önemli tabi. Öyle uyduruktan çalan davulcu olmaz demi. Ama bu haberlerde çok ilginç görüntüler çıkıyor karşımıza. Amcalar kamerayı görünce kendinden geçiyor. Yerde yuvarlanmalar, hoplamalar, zıplamalar... Senden bir tek iyi çalmanı bir de mani söylemeni istiyorlar bu hoplama zıplama nedir dayı?



5) Ekmek ve Sirke İle Oruç Açan Teyzeler

Bu haberi görmezsem ramazan geldi demem ben sevgili okur. Her sene ramazanın ilk günü görürüz bu haberi. Teyzeler ellerinde sirke şişeleri ekmekler türbenin başındalar. Kimisi yüzük kimisi bilmem ne sürmeye çalışıyor mezar taşına. Artık türbenin içine de sokmuyorlar. Görevliler yazık bir onu sürüyor bir bunu. Bu haberlerin vazgeçilmezi de "Dileğim kabul oldu kızım olmaz mı. İki oğlum üniversiteye gitti. İşte şimdi nasip evlendir..." diyen teyzeler tabiki.



6) Erken Patlayan Top

Buda vazgeçilmez bir saçmalıktır. Reklamlarda, dizilerde sürekli kullanılır. Suyu çıkmıştır artık. Hele bu sene çıkan bir reklam var bilirsiniz. İftara 1 saat var daha diyor adam. "Ulan o zaman elindeki niye yanıyor. Bir saat önceden mi yakıyorsun onu?" diyesi geliyor insanın. Her izlediğimde sinir oluyorum. O markayı da inadına almam zaten.



7) İftarda ve Sahurda Neler Yenmeli?

Sürekli bunun da haberinin yaparlar. Sahurda şunlar yenmelidir tok tutar, iftar ağır gelen şunlardan şunlardan kaçınılmalıdır. Ben bu güne hiç dikkate almadım bunları, anamın babamın da dikkate aldığını sanmıyorum. Ama güzelce yaşıyoruz valla. Türk halkı işini bilir arkadaşım, diyetisyen falan hikaye.



8) Olmadık Kişiler İle İftar Programı

Geldik en bomba olanına. Her kanal bir iftar programı yapar. Ama arkadaş ünlü birisini seçeceksiniz de biraz dikkat edin yav. Nihat Doğan'dan iftar programı mı olur? Açar gülerim ben ona  :)



9) İftar Çadırından Canlı

Hiç de böyle mahalle arasındaki iftar çadırlarına gitmezler. Böyle lüks, yok efendim bilmem kaç tane klima var, şu yemekler var. İftar çadırında klima mı olurmuş? Önce bir masaya yaklaşıp bir vatandaşın yemeğini çekip menüde ne var diye sorarlar. Sonra kalabalıktan bahsederler. O sırada çocuklar kameranın kadrajına girmeye çalışır, el sallar. Her kanalda bu şekilde sürer gider.




10) Kutsal Topraklardan Canlı

Bak bunu her kanal yapamaz. Hatta bu sene hiç görmedim. Belki vardır bilmiyorum ama bana denk gelmedi. "X Ana Haber Bülteni Kutsal Topraklarda" başlıklı bir haber. Orada Hira Mağarası'na çıkılır illaki, tavaf yapan müslümanlar çekilir bir de Arafat ve de son...



İşte böyle sevgili okur. Klişesiyle, güzellikleriyle bir ramazanın daha yarısına yaklaştık. Ömür bitiyor ömür... Hayyh...